Güneydoğu Asya’nın yeşil ekonomisinin büyüklüğünün 2025’te $290 milyar’dan 2030’da $430 milyar’a yükselmesi öngörülüyor; ancak bölgenin bu fırsattan tam anlamıyla yararlanabilmesi için şebeke kısıtlarını ve uygulama darboğazlarını ele alması gerekiyor.
Rapora göre, daha geniş Asya-Pasifik yeşil ekonomisinin 2025’te $3.2 trilyon’dan 2030’da $4.9 trilyon’a genişlemesi bekleniyor; Güneydoğu Asya’da da yıllık yaklaşık %8 ila %9 oranında büyüme görülüyor.
Ancak yatırım hesabı değişti. Yeşil yatırımlar artık yalnızca iklim hedefleri tarafından yönlendirilmiyor; sermaye giderek ticari talebin, politika desteğinin, altyapı hazırlığının ve finansal getirilerin uyumlu olduğu projelere yöneliyor.
Bain ve Standard Chartered, Güneydoğu Asya’da açıklanan yeşil sermaye harcamalarının yaklaşık %35’inin henüz hayata geçirilmediğini belirtiyor; bu da sorunun fon eksikliği değil, bölgenin taahhütleri gerçek yatırımlara dönüştürme kabiliyeti olduğunu gösteriyor.
Rapora göre, sistemsel kısıtların ele alınması 2030’a kadar ek $80 milyar tutarında yatırımı mümkün kılabilir.
2021 ile 2025 arasında, Güneydoğu Asya’nın yeşil sermaye harcamalarının yaklaşık %80’i enerji ve şebekelere ile elektrikli araç (EV) değer zincirine yönlendirildi—bu alanlar daha net ticari talep ve politika zorunluluklarına daha düşük bağımlılık ile öne çıkıyor.
Raporda, güç şebekesinin bölgenin yeşil ekonomik gelişimi önündeki kritik bir kısıt olduğu belirtiliyor. Veri merkezleri, EV’ler ve yeşil sanayi parklarının 2025 ile 2030 arasında 100 TWh’den fazla yeni elektrik talebi yaratması bekleniyor.
Rapor, şebekenin bu talebi karşılayamaması halinde veri merkezi yatırımlarının diğer pazarlara kayabileceği, EV üretim tesislerinin başka yerlerde kurulabileceği ve yeşil sanayi kümelerinin durma noktasına gelebileceği uyarısında bulunuyor.
Veri merkezlerinin, 2024 ile 2030 arasında Güneydoğu Asya’daki kapasitenin yaklaşık üç katına çıkmasıyla, güç talebinin önemli yeni bir kaynağı haline gelmesi bekleniyor. Talep, Singapore ve Johor gibi merkezlerde yoğunlaşıyor; bu durum, başlangıçta böyle hızlı ve yerel büyümeyi karşılamak üzere tasarlanmamış iletim şebekeleri üzerinde baskı oluşturuyor.
Rapora göre, şebeke yatırım açığı 2035’e kadar yıllık yaklaşık $18 milyar seviyesinde; bu da 2024’te yatırılan $11 milyar’a kıyasla yaklaşık $29 milyar gerektiriyor.
Güneydoğu Asya’nın elektrikli araç (EV) pazarı da hızlanıyor; bölge şu anda dünyanın en büyük 15 EV pazarından dördüne ev sahipliği yapıyor. Ancak değer kazanımı sınırlı kalıyor, çünkü EV’lerle ilişkili değerin yaklaşık %70’i hâlâ Güneydoğu Asya dışındaki bölgelere akıyor.
Üretimdeki artan talebe ve erken yatırımlara rağmen, bölge küresel EV ve EV batarya üretiminin %2’sinden daha azını oluşturuyor.
Bain ve Standard Chartered, veri merkezi operatörleri ve küresel EV üreticilerinin gelecekteki yatırımlar ve üretim platformları için konumlara karar verdiği şu dönemde, önümüzdeki 24 ila 36 ayın kritik olacağını belirtiyor.
Güneydoğu Asya EV üretim kapasitesini genişletemezse, 2030’a kadar daha gelişmiş EV pazarlarına $50 milyar’a kadar değer kaybetme riskiyle karşı karşıya kalır. 2035’e gelindiğinde, EV değer zinciri boyunca daha güçlü bölgesel entegrasyon ek $130 milyar ile $160 milyar arasında bir değerin ortaya çıkmasını sağlayabilir.
Rapor, Güneydoğu Asya’nın uygulamaya odaklanması gerektiğini vurguluyor—stratejik ihtiyaçlar için enerji tedarik süresinin azaltılması ve doğrudan güç satın alma anlaşmaları (PPAs), sanal PPAs, wheeling düzenlemeleri ve seçici özel şebeke katılımı gibi mekanizmalar aracılığıyla finansman yapılabilirliğinin artırılması buna dahil.
Hükümetler ayrıca yüksek talep gören kümeler etrafında altyapı geliştirmesini koordine etmeli ve ikili koridorlar ile birbirine bağlı sistemler yoluyla bölgesel entegrasyonu ilerletmelidir.
Bu arada, yatırımcılar ve finansal kurumlar şebekeler, enerji depolama, şarj altyapısı ve bağlantılar gibi destekleyici sistemleri finanse etmeli; özel sektör ise uzun vadeli talep sinyali vermeli ve bölgesel değer zincirlerine erken aşamada taahhütte bulunmalıdır. Raporda, Güneydoğu Asya’nın yeşil ekonomisini ölçeklendirmek için talep, sermaye ve ivmeye sahip olduğu; ancak başarının, bölgenin dönüşüm boşluğunu kapatma ve büyümeyi desteklemek için gerekli altyapıyı kurma kapasitesine bağlı olacağı belirtiliyor.
İlgili Mesajlar